Medikal Pedikür – Anne Sütü ve Sonrası – Hafıza Teknikleri


Doktorum – Medikal Pedikür – Anne Sütü ve Sonrası – Hafıza Teknikleri 15.06.2012 //
Ayak Sağlığı Uzmanı – Özgül İŞGÖR
Pediatrik Gastroenteroloji ve Beslenme Uzmanı – Prof. Dr. Raşit Vural YAĞCI
Süper Hafıza Eğitmeni – Gökhan TELKENAR
Süper Hafıza Eğitmeni – Aykut AÇKALMAZ

Kanal D’nin sunuculuğunu Zahide Yetiş ve Op. Dr. Aytuğ Kolankaya’nın yaptıkları sağlık programı “Doktorum”da bugün, “Anne Sütü ve Sonrası” ve “Üniversite Sınavı’nda Başarılı Olmak İçin Hafıza Teknikleri” anlatılacak.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı ve Hafıza Teknikleri Uzmanları Gökhan Telkenar ile Aykut Açkalmaz Doktorum’un uzman stüdyo konukları.

Anne sütünün önemini hepimiz biliyoruz. Ancak bazı nedenlerle annenin sütü yetersiz olabilir. İşte böylesi bir durumda bebeğin neyle besleneceği büyük bir önem taşıyor. İnek sütüyle, nişastayla yapılan mayalar gündeme gelebiliyor. Ancak uzmanlar inek sütünün ve evde yapılan mamaların bebeğin hem gelişimini hem de sağlığını olumsuz etkilediğini belirtiyorlar. Peki ne yapmalı, bebeğimizi nesıl beslemeliyiz. Ayrıntılı yanıtı Doktorum’da verilecek.

Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) 16-17 Haziran’da yapılacak. Gençler geleceklerini belirleyecek bu sınavda başarılı olabilmek için dikkat ve stres yönetimi gerekiyor. Gençlerin sınavda başarılı olabilmeleri için uzunluğu bir paragrafı bulan soruları özümleyerek okumaları gerekiyor. Bunun için de hafıza tekniklerinden yararlanmak mümkün. Gökhan Telkenar ve Aykut Açkalmaz bu yaşamsal tekniği Doktorum’da uygulamalı olarak anlatacak.

HAMİLEYKEN KALICI DÖVME YAPTIRMAYIN

Medikal Estetik Hekimi Dr. Yasemin Savaş, gebelik döneminde kalıcı dövme yaptırmanın sağlık açısından tehlikeli olduğunu söyledi.

Medikal Estetik Hekimi Dr. Yasemin Savaş, gebelik döneminde kalıcı dövme yaptırmanın sağlık açısından tehlikeli olduğunu söyledi.

Savaş yaptığı açıklamada, gebelik esnasında vücutta fizyolojik olarak, ciltteki renk değişiklikleri (bazı bölgelerde cilt renginde koyulaşma), aşırı terleme, ciltte yağ salınımında artma ve yağlanma, kıl yapısında değişme ve kıllanmada artış, özellikle karın ve göğüslerde çatlaklar, varis, ödem gibi damarsal değişiklikler, tırnak değişiklikleri oluştuğunu kaydetti.

Ciltte meydana gelen bu değişiklikler nedeniyle kanamaya eğilimli, egzema, mantar ve enfeksiyonlara açık, alerjik reaksiyona yatkın durumdaki cilde yapılacak olan uygulamalar konusunda da çok dikkatli olunması gerektiğini belirten Savaş, ‘Çünkü gebelik ruhsal ve bedensel anlamda oldukça hassas bir dönemdir. Son yıllarda dövme ve kalıcı makyajın yoğun bir ilgi görmesi ve yaygınlaşmasıyla birlikte gebelerde yapılmasının uygun olup olmayacağı konusu da gündeme gelmiştir. Konuyu geçici, kalıcı dövme ile kalıcı makyaj (mikropigmentasyon) uygulamaları açısından ele almak gerekir’ dedi.

Savaş, kalıcı dövmenin deri tarafından tümüyle yok edilemeyen bir boyanın, özel bir teknikle alt deri tabakalarına kadar işlemesiyle oluştuğuna dikkat çekerek şunları kaydetti:

‘Alt deriye ulaşmak için kullanılan makine sayesinde yüksek devirle girip çıkan iğne düzeneği ile vücuda küçük delikler ve yarıklar açılır. Açılan bu delik ve yarıklara makine ile boya maddesi enjekte edilir. Genellikle boya maddesi olarak is kullanılır. İsle birlikte çivit, antimuan tozu, kavrulup dövülmüş kemik tozu, çeşitli bitki özleri, safran ve kına da kullanılabilir. İğne vuruşlarının yapıldığı yerden çok azda olsa bir miktar kan çıkar. Bu da kan yoluyla bulaşan hastalıklara zemin hazırlar. Hepatit B ve C ile AİDS olmak üzere, uçuk, tetanos, bunlardan bazılarıdır. Bu risk sadece gebeler için değil, herkes için vardır. Ancak gebelerde zaten artan gebelik hormonlarına bağlı olarak sistemik bazı değişiklikler olmaktadır ve bunlara bağlı olarak da bazı komplikasyonlar daha sık görülebilmektedir. Özellikle ağrı ve kanamalar ile deride meydana gelebilecek lokal enfeksiyonlar ve kullanılan boyaya karşı gelişen alerjik reaksiyonlar daha sık görülür. Dövme yapılan yerlerde, sarkoid, keloid, sedef, ışığa duyarlılık gibi çeşitli deri hastalıkları ve hatta selim veya habis tümör oluşumu bile çok nadir de olsa gelişebilmektedir. Kullanılan boyaların karsinojenik olan aromatik aminler içerdiğine dair çalışmalar mevcuttur. Kullanılan bazı boyaların genetik mutasyonlara, anne karnında bebekte doğumsal anormalliklere yol açabileceği de bilinmektedir. Bu nedenledir ki hamilelik sürecinde kalıcı dövme yaptırılması önerilmemektedir.’

Geçici dövmelerin (kına- henna) ise, kullanılan kına türüne bağlı olarak sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade eden Savaş, ‘Özellikle siyah kınanın gebelikte kullanılması riskli ve sakıncalıdır; içeriğindeki para – phenylendiamine (PPD) maddesi gebelerde ciddi kalıcı cilt reaksiyonlarına ve alerjilere yol açabilmektedir. Hint kınasının ise gebelikte bebek üzerinde teratojenik etkisi olmadığı bilinmekle birlikte, yine de dikkatli kullanılması önerilmektedir’ diye konuştu.

Kalıcı makyaj (mikropigmantasyon) bitkilerden ve topraktan elde edilen tamamen antialerjik boyaların epidermisin altına uygulanması, uygulama esnasında kanama olmamasına özen gösterilmesi esaslarına dayanan, lokal anesteziyle de uygulanabilen ağrısız bir medikal uygulama olduğuna işaret eden Savaş, şöyle devam etti:

‘Sadece sağlık kuruluşlarında yapılması uygundur. İşlem dövmede yapılan işlemin benzeridir. Bu nedenle enfeksiyon ve cilt reaksiyonları gibi benzer riskleri içermektedir, özellikle de steril şartlarda ve doğru ve güvenilir merkezlerde uygulanmadığı takdirde. Kullanılan boya maddelerinin ise sağlığa zararlı maddeler olmadığı bilinmekle birlikte, unutulmamalıdır ki, deriden emilen her türlü boyanın alerjilerden zehirlenmelere kadar çeşitli komplikasyonlara yol açabilmesi her zaman mümkündür. Gebelikte bu risk asla alınmamalıdır.’

Savaş, ayrıca gebelik döneminde ruhsal olarak da birtakım değişikliklerin yaşanması sebebiyle bu tür kalıcı değişiklik kararları alınmasının uygun olmadığı söylenebileceğini sözlerine ekledi.

Medikal Cilt Bakımı

Bir seansta üç işlem

Medikal cilt bakımının temel koşulu olan peeling (soyma), cilde serum yedirme ve lenf drenajı aynı seans içinde mümkün olabilmekte…

Mikrodermabrazyon tüm dünyada en yaygın kullanılan medikal estetik uygulamalar arasındadır. Türkiye’de neredeyse demode olmuştur çünkü mevcut mikrodermabrazyonlar cilt soyma işlemini toz kristal püskürterek yapmaktadır ve bu da etkin olmasına karşın konforlu bir işlem değildir.
Bu etkinliğin farkında olan kozmetik teknolojisi elmas uçları devreye sokarak daha etkili bir soyma işlemini keşfetmiştir.

Mikrodermabrazyon & Dermalinfüzyon medikal cilt bakımında en üst teknoloji olması nedeniyle ABD ve Avrupa’da yıldızların en sık kullandıkları uygulamaların başında gelir. Ülkemizde bir yıldır uygulanmaktadır.

Mikrodermabrazyon & Dermalinfüzyon leke tedavisi, cildin renginin berraklaşıp canlılık kazanması, iri gözeneklerin kapanması, sivilce ve sivilce izlerinin, siyah ve beyaz noktaların yok edilmesi, pürüzlü, soyulan, kuru ve yağlı ciltlerin normalleşmesi ve tekrarlayan seanslar sayesinde kırışıklıkların giderilmesi ve cilt sarkmalarının önlenmesini sağlar.

Bu yöntem en gelişmiş noninvaziv cilt soyma yöntemi olup etkinliği kanıtlanmış üç yöntemi tek seans uygulama içinde birleştirir.
1-Cildin ölü tabakası özel elmas başlıklarla tamamen soyulur. Cildin mekanik soyulması fibroblast uyarısını en hızlı şekilde gerçekleştirir.
2-Cilt güçlü bir vakumla emilir. Bu hem lenf drenajı sağlar hem de siyah noktaları, beyaz yağ birikintilerini ve çevresel atıkları temizler.
3-Üst tabakası soyulan cilde eş zamanlı olarak etkili solüsyonlar yüksek basınçla nüfuz eder. Böylece iğne ve ağrı olmadan mezolift yapılmış olur. Üst tabaka soyulmadan hiç bir serum cilt içine geçemez. Cilt soyulduğunda ise sadece 7-8 saniye süresince bu geçişe izin verir.
Peeling ve diğer soyma işlemlerinde cilt soyulmaları günler, haftalar içinde gerçekleşirken, elmas uçlu mikrodermabrazyon yönteminde bu süreç aynı seans içinde tamamlanır. Böylece işlem kişinin günlük hayatını etkilemez.

Cilde uygulanan tedavilerin en büyük riski iyi güneş koruması yapılmadığında yeni leke oluşması veya mevcut lekelerde artış olmasıdır. Peelingler sonrası yaklaşık bir hafta, lazer uygulamaları sonrası iki hafta güneş koruması zorunludur. Bu nedenle bu işlemler yazın uygulanamaz. Mikrodermabrazyon & Dermalinfüzyon hem mekanik soyma nedeniyle hem de cilde eş zamanlı olarak nüfuz eden leke önleyici ve nemlendirici dermalinfüzyon solüsyonlarıyla sayesinde sadece bir iki gün koruma gerektirir.

En büyük avantajlarından bir diğeri ise, birçok cilt uygulamasında olduğu gibi sonuç için haftalarca, hatta aylarca beklemek gerekmez. Sonuç hemen işlem sonrası görülür. Böylece aynı gün istediğiniz programa devam edebilirsiniz.

Mikrodermabrazyon & Dermalinfüzyon yöntemi diğer cilt uygulamalarının tamamıyla birlikte kullanılabilir.